Bazen düşünüyorum da, biz arkadaş kalamayacak kadar çok sevdik birbirimizi, ya da seviştik...

Text

Ben yazı yazarken, nereye ve kime göndereceğimi bilmediğim, adresi meçhul bir mektup yazar gibi oluyorum.
Kim okuyor, kim okuyacak bunu?
Ve içinden ne cevap verecek?
Her ne olursa olsun ben bu cevabı asla öğrenemeyeceğim.

Text

belki öyle baktığım için
belki gözlerime yakıştığından
belki kendisi güzel
belki rüyaydı
gölgesinde sevişirken
nesnelere dönüşen zaman.

Text

Bir roman ya yazılır, ya yaşanır.
Ben sana hemen tutkun olduğumu hissettim, fakat yazmak için değil, yaşamak için!
Ben sana kollarımı uzatıyorum ve sen,
bana ellerini,
dudaklarını
uzatacağın yerde, yazmak için mürekkepli kalemimi uzatıyorsun.

Text

Teninin bir parçası olmuş niceleri uzaklaşıyorlar,
bir zamanlar adını bile bilmediklerin ise
daha sonra en mahrem gülüşlerinin sahibi oluyorlar.

Text

Bazen öyle anlar olur ki, hiçbir şeyin değeri kalmaz.
Bu duyguyu herkes bilir.

Text

Yaşamımda ilk kez, yeryüzündeki en büyük kötülüklerin kaynağının

vahşet ve kötü niyet değil,

kişilerin yenemedikleri zayıflıkları olduğunu anlıyorum.

Text

İnsanın başına aralıksız şekilde su damlamasına benzeyen bir işkence çekiyor gibiydim.

Text

Bundan bir kaç yıl önce,
Yine böyle kafamın içindekilerle kıvranırken okuduğum şehirde,
Yaşadığım ev küçüldükçe küçülüyor,
Sadece birini sevmiş olmanın bu kadar dayanılmaz üzüntülere sebep olabileceğine inanamıyordum.
Yaşadığım her şeye lanet ediyor,
Yaptığım tüm fedakarlıklar için pişmanlık duyuyordum.

Kendi kendime o kadar çok kaldım ki o zamanlar,
O kadar çok konuştum ki kendimle,
Onun beni bu kadar yalnız,
Bu kadar çaresiz bıraktığına bir türlü inanamıyordum.

Hem kalbimde, hem düşüncelerimde çelişiyordum.

O kadar acı çekiyordum ki, kalbimin yandığını hissedebiliyordum.

Bir yandan bu kadar acı çekerken hala yanımda bir tek onu istememin, onu bu kadar çok özlememin mantığını kuramıyordum,
Bir yandan da ona uzak olmanın, onu görmemenin verdiği ayrı bir takıntıyla boğuşuyordum.
Nerede ne yapıyor,
Kiminle konuşuyor,
Neye gülüyor hepsini bilmek istiyordum.
Öğrendiğim her bilgi ise beni daha da mahvediyordu.
Nasıl bu kadar acımasız, nasıl bu kadar bencil olabilir diyordum,
Göğüs kafesimi yırtasım geliyor, sığamıyordum hiç bir yere..

Hayatımın hiç bir döneminde hiç bu kadar yalvarmamışımdır tanrıya heralde sırf beni ondan kurtarsın diye..

O kadar çok ağladım, o kadar çok ağladım ki o zamanlar
Hele geceleri o yastığım su içinde kalırdı ağlamaktan.
Ve öyle zamanlar oluyordu ki birden bire gözlerim doluyor,
Hiç olmadık yerlerde ağlamak geliyordu içimden.
Kendimi öyle kasıyordum ki gün içinde kimseye bir şey farkettirmemek için, akşam eve gidip kendi başıma kalana kadar akla karayı seçiyordum.
Tamam diyordum bazen yeter kendimi üzdüğüm,
Tamam diyordum, zaten hiç bir koşulda olmayacak bir hayal bu diyordum.
Unut,
Geçti,
Gitti,
Bitti,
diyordum içimden.
Sanki öyle de oluyor gibi hissediyordum küçük bir zaman diliminde de olsa,
Sanki gerçekten unutmuş gibi oluyordum, sanki gerçekten geçip gitmiş gibi hissediyordum..
Ama hiç bir zaman öyle olmadı.
Kendime o kadar çok kızıyordum ki onu bu kadar sevdiğim için,
Kendimden ölesiye nefret ediyordum bu durumda olduğum için.
Tek bir şey istiyordum,
Birden bire karşısına çıkıp,
Belki ağlaya ağlaya ama kesinlikle bağıra çağıra
Bana neler hissettirdiğini anlatmak,
Yüzüne içimdeki tüm ateşi püskürtmek,
Ondan nefret ettiğimi yüzüne haykırmak
Sonra da arkamı dönüp hayatından ölesiye çıkıp gitmek istiyordum.
Bu o kadar yoğun bir istekti ki ve benim içimde ona söyleyemediğim o kadar çok şey duruyordu ki tekrar nefes alabilmemin tek yolu olarak bunu görüyordum.
Belki bunu bir kez yapabilmiş olsaydım, ondan ve ona dair her şeyden çoktan vazgeçmiş, şu an tekrar aynı şeyleri yaşamaktan kurtulmuş olurdum. 

Ama olmadı.

Sonra aradan bir kaç yıl geçti, biz şu zamana döndük.

Bu sefer yaşadığım şehre geri döndüm,
Yine kıvrandım,
Yine ağladım,
Yine kalbim çok acıdı.

Bu sefer bir değildi de dert, tek o değildi, zaten biz de eskisi gibi değildik.

O ise normal olmaya çalışmaktan bahsediyordu telefonda,
Halbuki normallikten kastı bensizlikti onun,
Arada bunun sinyallerini veriyor hatta bazen soruyor ama bunu açık açık dillendiremiyordu,
Başka birisinin olması normallikti çünkü, ben hariç başka biri,
Bunun için çabaladığını,
Zor zamanlardan geçtiğini anlatıyordu yine,
Yorulduğunu üstüne basa basa söylüyordu,
Göründüğünden çok farklı olduğunu anlatıyordu,
Benim onun canını yakan davranışlarıma bile sırf iş tamamen bitmesin diye katlandığından bahsediyordu,

Arada da öyle şeyler söylüyordu ki içim ferahlıyordu biraz,
İçim ferahlıyordu çünkü eski bize ait hislerinden kırıntılar topluyordum.

Ama siz bilmezsiniz istediği zaman öyle güzel konuşur ki o, sen sadece dinlersin, dinledikçe inanır, dinledikçe bağlanırsın yine.

Sonra benim için yaptığı,
Daha doğrusu yapmaktan kaçındığı şeylerden bahsediyordu,

Görmeye katlanamayacağım şeylerin olduğu aşikar ama bunu söylediği için ona minnettar mı olmalıydım acaba?
Bilmiyorum.
Ya da inanmalımıydım yine beni düşündüğüne?
Sanmıyorum.


Bencil olmayı çok istediğinden bahsetmişti laf arasında ama sadece farkında değildi belki de aslında tam da olmak istediği duyguya büründüğünün…

Keşke diyorum işte,
Keşke o zamanlar çıksaymışım karşısına,
Dökseymişim içimdeki zehri,
Onu orada bırakıp, gitseymişim.
Vazgeçseymişim keşke..

Çünkü ben yapamıyorum, onun bana sorduğu gibi görüşmeyelim mi o zaman bile diyemiyorum

Çünkü ben onu hayatımdan tamamen çıkartmaya cesaret edemiyorum.
Onun bana yaptığı gibi arkamı dönüp gidemiyorum.

Çünkü ben normal olamıyorum.
Normal hissetmiyorum.

Onu görmek istemiyorum,
Sesini duymak istemiyorum,
Benle konuşmaya, benle şakalaşmaya çalışmasını istemiyorum.
Gülüşünü görmek istemiyorum.
Beni öpmesini istemiyorum.
Bana dokunmasını istemiyorum.

Ama,
Hayatımdan çık da diyemiyorum.

Git diyemiyorum.

Git, 
Kiminle nerede ne yapıyorsan,
Kime inanıp,
Kiminle gülüyorsan,
Kimi sevip,
Kiminle gönül eğlendiriyorsan,
Kimin elini tutup,
Kimi öpüyorsan
Git

Diyemiyorum.

Git artık git.
 
Yeter dayanamıyorum.
Git ölüyorum diyemiyorum.

Dinliyorum.
Görüyorum.
Uzaklaşıyorum.
Gidiyorum.

Ama,

Git

Diyemiyorum.

Text

Yapacağımız her hareketten önce ciddi olarak düşünmeye başlasak, Vereceği sonuçları önceden kestirmeye çalışsak,
Önce kesin sonuçları,
Sonra olası sonuçları,
Sonra rastlantısal sonuçları,
Daha sonra da ortaya çıkması düşünülebilecek sonuçları düşünmeye kalksak,
Aklımıza bir şey geldiğinde,
Bulunduğumuz yerde çakılır,
Hangi yöne olursa olsun bir adım bile atamazdık.

Text

Yıllar sonra yeniden düşündükçe, bazen kimilerinin kullanmış oldukları sözcükleri ve bizzat o kişileri yeniden yakalayabilmek mümkün olsa keşke diyesi geliyor insanın, bize tam olarak ne demek istemiş olduklarını sormak için…
Ama giden gitmiştir…
Kimse onlar hakkında birşey bilmiyor artık.
Bu durumda gecenin içindeki yolculuğunuzu tek başınıza sürdürmekten başka çareniz kalmıyor.

Text

İnsanlar beni anlamak isteselerdi, tehlikeli maskelerini göstermeselerdi, düşünceleriyle, yaptıklarıyla, yapmaya çalıştıklarıyla, yorumlarıyla olmasalardı, inandıklarını açıklayıp fiile dökmeselerdi;
ne ben,
ne aşk,
ne de yalnızlığım,
gün ışığına çıkardı.

Text

Ve bir insanın birini hem sevip hem de ona düşmanlık duyması kadar taşınması zor bir duygu ikililiği, inanın az bulunur.

Text

Sana bir isim verene kadar tek sıkıntım sana bir isim vermekti,
İsim verdikten sonraki tek sıkıntım ise o ismi unutmak…

Text

Kendimi hem özgür hissediyorum hem de aynı zamanda kafese girmiş gibi…
Anlatması zor bir his.

Text

İnsanın kendi iç hesaplaşmalarıyla tamamen baş başa kalmak istediği anlar vardır ve o noktada en küçük bir dış müdahale bile saldırı gibi algılanır.